30 Kasım 2007 Cuma

Bedirhan gokce IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN(sesli şiirler- video klip-şiir sözleri)

video klip


mp3


IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir ümit türküsü
Kar yağmış dağlara , bozulmamış örtüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerlerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum ,geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Beklesen de olur , beklemesen de
Ben bir gökkuruşum sırmalı kesende
Gecesi çok süren karlar buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa seni bana
Geleceğim diyorum,takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarımı aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtmem, ne olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri saracağım ben
Yeter ki bir çağır çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalarda geleceğim sana
On iki ayın birisinde,kesin takvim sorma bana
ıhlamurlar çiçek açtığı zaman

Bak işte notalar karıştı ,ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmur arsız
Ey benim yeni alfabemdeki kadim elif
Ne güzellik ,ne tad var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ihlamur çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sadığım ,sadığım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bahattin KARAKOÇ

Bedirhan gokce üsüme ( kime ne) (sesli şiirler -şiir sözleri-videolu şiir- klip)

video klip 1


video klip 2


video klip 3


mp3


Üşüme-Bedirhan Gökçe düet

Seni Sevmek için ne kadar sebep varsa içimde..
İşte, sevmemek için de öyle,
Seni Sevmek için ne kadar söz varsa dilimde,
Seni Yermek için,
Sana Ermek için..
Yok işte,

Bir yalan uyduruyorum ben kendimce,
Kendime umutsuzluk,
Sana Umudum,
Yollarına çaresizlik düşmüş Eşkıya,
Ben sana zehir zemberek suskunluğum,
Ben sana gözlerinden vurulmuşum;
Sana açılan Kapıların kapanan sesinde,
Ben seni değil Kendimi unutmuşum;
Yaralarımın kanayan damarlarına,
Uykusuz gecelerimden kör sokaklar sürmüşüm;
Ne mutlu bana...
Ne mutlu,
En çok bir yıldız kayıyor biliyormusunuz?
Bir dilek tutuyorum işte,
Ellerin oluyor... Tutunuyorum sana..
Soluksuz bir sokak lambası altında,
Şubat'a müebbet gözlerini sunuyorum sana
Anlasana.....


Seni Sevmek için ne kadar sebep varsa içimde..
İşte o kadar yalan uyduruyorum kendime,
O kadar yalan... Kime ne...

Kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne?
Kendimi sende unutuyorsam kime ne?
Sende susuyor, Sende konuşuyorsam
Sende uyuyup Sende uyanıyorsam,
Vuruyorsam talan olan umudun mahzeninde kendimi,
Kime ne,
Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşüncende,
Yalan yada gerçek,
Sen sakın gecesiz uykularımda üşüme!
Ben üşüyorsam kime ne....



Bedirhan GÖKÇE

Zehra Çelik

Bedirhan Gokce Ogluma (Sesli siir-videolu şiir-siir sözleri)

video1

video2


video3


video4(sehıtlerımıze klıp)


mp3


OGLUMA
Dinle ahu zarım, kulak ver bana
Kalbimin sesini, duyuver oğlum.
Gidişin bağrımı, buladı kana,
Gel de şu ölümden, cayıver oğlum.

Kapkara kış ettin, baharlarımı
Melekler dinliyor, feryatlarımı
Seller gibi akan, göz yaşlarımı
İçinde yangına, sayıver oğlum.

Hayalin gözümde, adın dilimde
Arayıp dururum, seni her yerde
Arada sırada, rüyama gel de
Yürekte yaremi, sarıver oğlum.

Dağ taş inliyor, feryatlarımdan
Tat almaz oldum, yaz baharımdan
Eğer mümkünse, çık mezarından
Gelip te koynuma, giriver oğlum.

Bilmem rahat mısın, karanlık yerde
Yüreğim gark oldu, olunmaz derde
O güzel başını, kaldırıver de
Perişan halimi, görüver oğlum.

Hasret oldu bana, güzel gülüşün
Zehretti hayatı, ani ölüşün
Şu an ne haldeyim, hele bir düşün
Düşünde elimden, tutuver oğlum.

Dizimde dermandın, gözümde ferdin
Ağlasam ağlardın, gülsem gülerdin
Neden ellerimi bırakıverdin?
Şimdi boşluktayım, iniver oğlum.

Felek vurdu, suskun etti dilimi
Kopardı dalımdan, gonca gülümü
Bu ayrılık yaban, büktü belimi
Yetiş imdadıma, koşuver oğlum.

Kırk beşimde konan, talih kuşumdun
Hem canım sevgilim, hem baboşumdun
Çok erken kaybolan, mutluluğumdun
Yaktıkça bağrımı, yakıver oğlum.

Özledim sesini, tatlı dilini
Nakşettin beynime, en son halini
Çaldın hayatımın, paydos zilini
Şu benim hesabı, kesiver oğlum.

Her günümden iyi ettin dünümü,
Gidişinle, reva gördün ölümü
Madem verdin bana, idam hükmünü
Gel de şu ipimi, çekiver oğlum.

Takdir Allahındır!, Etmedim isyan.
Lakin bu acıya, dayanmıyor can
Sensiz bir hiçim ben, derdime inan
Beni de yanına, alıver oğlum.

22 Kasım 2007 Perşembe

Ugur Arslan- Er mektubu (sesli şiir-video şiir-şiir sözleri)

video


mp3


Er Mektubu...

O elinde tuttuğun zarf
bir ihanet anında örülmüştür
Ve zarfın içindeki kağıt
er mektubudur görülmüştür
Doğum günüm bu gün 3 Aralık
Ve şafak karanlık
Bu mektubu sana yazıyorum anne
Dün sevdiğimle ayrıldık
Son mektubuymuş bana yazdığı
Bir daha yazmayacakmış
Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış
Ve asker ocağında terkedilmek de varmış

Bu mektubu sana yazıyorum anne
Bu gün doğum günüm 3 Aralık
Ve şafak karanlık

3-5 nöbetindeydim dün gece
Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı
Ve yorgan gibi üstümü örttü kar siperde
Sabaha karşı biraz içim geçmiş
Hayalin gözümün önüne geldi anne
Kızkardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine
Bir ben bir de sen kaldın geriye

Üzülme anne üşümüyorum
Bekliyorum elim tetikte
Bekliyorum memleketi ve seni
Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi
Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı
Soğuk siperde yalnız bırakan sevgiyi
Ve bekliyorum anne elim tetikte
Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim
Hem aşkı hem sevgiyi

Geçen gece karakolu bastılar
Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize
Garip gelecek belki sana ama
Ortalık bayram yeri gibi oldu anne
Biliyormusun o an hiç korkmuyorsun
Herkes kendini bir sipere atıyor
Ve gecenin karanlığında kurşun yerine
Işıl ışıl yıldızlar yağıyor sanki üzerimize
Ve ölüm bile aklımıza gelmiyor anne
Canlar canlar gidiyor
Gidiyor canlar
Ve kimbilir ne zaman bahar

Uğur Arslan

Ugur arslan-Urfali(sesli şiir-videolu şiir- şiir sözleri)

video


mp3




Urfalı

urfanın etrafı dumanlı dağlar
yüreğim yanıyor aney
içerim ağlar
urfanın etrafı dumanlı dağlar
o dumanlar içimi kaplar
gezme ceylan bu dağlarda
seni vururlar
seni vuran kurşun benim yüreğim dağlar
ve sevdam karalar bağlar
urfalı
ayağı kabaralı kunduralı
benim sevdiğim başkasının gelini
bu değildir sevdamın bedeli
ağa kızı paşa kızı
beni hor mu görürsün
kır atının üstünde gurbete mi yürürsün
yakışmadı ihanet edişin
yakışmadı ihanet edişin ve gidişin
bir yiğidi bırakıyorsun ardında giderken
yaralı bir yiğidi
can çekişen kır at gibi
bu yiğidi vurmalı
keremi aslı yaktı
beni de sen urfalı
göresim gelir kör olduğumu ve ölesim
dumanlı dağlarda vurasım gelir kendimi
yada mecnun olasım
ağa kızı paşa kızı
ele gelin giderken bu yiğidi vurmalı
ferhatı şirin yaktı
beni de sen urfalı
urfalı
ayağı kabaralı kunduralı
benim sevdiğim başkasının gelini
bu değildir sevdamın bedeli
ibrahimi yakan ateşler var içimde
fıratın suyu az gelir
urfanın etrafı dumanlı dağlar
o dumanlar içimi kaplar
durma ceylan bu dağlarda durma seni vururlar
seni vuran kurşun benim yüreğim dağlar
ve sevdam karalar bağlar
yakışmadı ihanet edişin
yakışmadı ihanet edişin ve gidişin
bir yiğidi bırakıyorsun ardında giderken
yaralı bir yiğidi
keremi aslı yaktı beni de sen urfalı
urfalı
başında al duvağı
ayağı kabaralı kunduralı
gel vur gitmeden
gitmeden bu yiğidi vurmalı
ferhatı şirin yaktı
beni de sen beni de sen urfalı

Uğur Arslan

Ugur arslan-Sultaniyegah Sirto( sesli şiir-şiir sözleri)



Sultaniyegah Sirto

Hayatın merdivenleri
yüksek ve dardı çoğu zaman
Kendinizi her salışınızda
biraz daha aşağı iner
Ve dibe hızla yaklaşırdınız
İnmek çıkmaktan daha kolay olurdu
Tıpkı yaşlanmanın
genç kalmaktan kolay olduğu gibi
Belki de hayat merdiven çıkmaktan
ve merdiven inmekten ibaretti
Bir yaşa kadar
Büyük bir yaşam savaşıyla çıktığımız
merdivenler bir yaştan sonra iniş oluverir
Ve sizi ömrün bittiği yere yönlerdirirdi

Son nefeste yanında olmak istediğimiz
Belki ana belki evlat, belki de yardı
Daha yapacağım çok şey vardı belki yarın
Ama her şey buraya kadardı
Ve ömür denilen şey deli gönüle dardı
Seçme şansımız olsa seçerdik elbet
Çünkü ölümün bile güzeli vardı.

Uğur Arslan

20 Kasım 2007 Salı

ahmet Selcuk ilkan-ALlah kahretsin(videolu şiir-şiir sözleri)



gibisin
isyanlarım bitmedi hala...

Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum
Bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kalbimi
Kim ne derse desin
Tahammülüm kalmadı artık
Bıktım seni sensiz yaşamaktan
Nasılsa döneceğin yok senin
Çıldıracağım bu gidişle
Allah kahretsin!..
Dünya ateşler içinde
Savaşlar almış başını gidiyor
Afrikada insanlar açlıktan ölüyor
Bense bu gidişle sensizlikten öleceğim
Umurunda mı senin?
Allah kahretsin!..
Hangi masaya otursam
Senin sevdiğin içkiyi koyuyorlar önüme
Vazomda senin sevdiğin çiçekler
Ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar
Senin doğum günlerini kutluyorum senden habersiz
Ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için
Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem
Ecel gibi peşimdesin
Allah kahretsin!..
İşte böyle bir sevda benimkisi
Bu zamanda, bu devirde
Haklısın adam olacağım yok benim
En güzeli artık son vermek bu hayata
En korkunç uçurumlardan bırakmak kendimi
Ya da en yüksek tepelerden
En uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi
Ama içimde sen varsın
Ya sana birşey olursa
Allah kahretsin!..

Ahmet Selcuk İlkan -Senin adın yalan oldu(GİTTİN VEDE BİTTİN-videolu şiir-siir sözleri)



Senin adın yalan oldu

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle sırtımdan vurmayacaktın beni
Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin
Ve öylesine gururlu bitişin
Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu
Erken düştü masken yüzünden
Demekki sen;
İçimde büyüttüğüm bir dev değil bir hiçtin
Görüyorusun işte

GİTTİN VEDE BİTTİN

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni
Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin
Yoksa benmi yanlış tanıdım seni
Yoksa hep böyle kirlimiydi senin denizlerin
İşte ellerinde suç ortağı bir sinema bileti
Bir pastane köşesi, bir tiyatro gişesi
Bu kadar ucuza gitmeyecektin..
Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı
Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni
Şimdi boş bir mezar bulsam
Seni böylesine sevdiği için
Oraya bırakırdım kalbimi

Senin adın yalan olsun
Yalanlarla yaşıyorsun
Karşılıksız sevdim seni
Yalnızlık seni bulsun

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi
Kan kırmızısı yağmurlar yağdırmayacaktın gecelerime
Kanatlarını kırmayacaktın umutlarımın
Beni böyle çıldırtmayacaktın
Artık adın ihaneti çağrıştırıyor bana
Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehrini
Söyle şimdi hangi yüreğe saplıyorsun o acımasız hançerini
Bilki bundan böyle yasaklanmış kitaplarım gibisin bana
Yaklaşmam yasak, dokunmam yasak
Ve ömrümce sarılmam yasak sana
Bana bunu yapmayacaktın
Bana bunu yapmayacaktın...

Senin adın yalan olsun
Yalanlarla yaşıyorsun
Karşılıksız sevdim seni
Yalnızlık seni bulsun

İbrahim Sadri-Sensiz kalan bu sehır (sesli şiirler-siir sözleri)


SENSİZ KALAN BU ŞEHİR



Sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim
Mavi bir aleve dönüştürdün kalbimi bir anda
Tutuşturmak istedim
Beni böyle umarsız bırakıp gittiğin
Zalim bu şehri yakamadım

Gözlerin dikildi karşıma bir caddenin tam ortasında
İnanılmaz güzel bakıyordu gözlerime hafif ıslak
En özel en bilinmeyen türleri açmıştı papatyaların
Hatıralarınla titriyordu içim
Kuşlar kanatıyordu gönlümü

Gri bulutlar geçiyordu göğümden
Anlamak üzreydim Neronun Romayı neden yaktığını
Karanlık bir koridor açıldı önümde anlayamadım
Yenik düşmüş bir Napolyon kadar mutsuzdum aslında
İntihara kalkışan Hitler kadar çaresiz
Yakmak üzreydim ki bu şehri
Hatıraların içli bir yağmur gibi boşandı üzerime

Kediler geçti birden kavşaklarından şehrin
Acı acı miyavladılar gözlerime baktılar
Kızgındılar kırgındılar
Onlarda tutulmuşlar anladım sana bendeki kadar
Onlarda terk ettiğin bu şehri çaresiz yakmak istiyorlar
Yakamıyorlar

Saçların dikildi karşıma bir sokak köşesinde
Her telinde parmaklarımın izleri parlıyordu
Benzersiz kokunu alıyordu kıvrımlarından rüzgar
Gözleri doluyordu saçlarına bakan kedilerin
Her biri bir kenarda darmadağın
Çömelip kalıyordu yutkunuyordu
Rengi kaçıyordu pencerelerde perdelerin

Nereye yürüdüysen bakışın, duruşun, sesin
Anladım söndürmeliyim tutuşan yüreğimi
Kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri
Çünkü sen her şeyinle bendesin

Sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim
Nurullah GENÇ

İbrahim Sadri- Diyarbakir Türküsü (sesli şiirler-siir sözleri)



DİYARBAKIR TÜRKÜSÜ

Ömrüm
Yağız ömrüm, gül ömrüm
Düştüğüm ateşlerde feryadlara gömdüğüm
Dağlı ömrüm, ah ömrüm
Hani bir kavgada gördüğüm
Hani ağladığım hani güldüğüm
Bir tel saçına yüzüm sürdüğüm

Ömrüm
Gibi ömrüm
Gibi sevdam

Aslan gibi durduğun diyarbakır gibi
Alnında derin çizgiler ellerinde nasır
Surların içinden geçen şehrin sarkışı
Ah ulan diyarbakır
Seni sevmek adamda yara bırakır

Ve bir yanını ateşler içinde
Ve bir yanını yıkılmış delikanlı hüznüyle
Ve bir de hışımla
Ve onulmaz acılarla bırakır, diyarbakır
Her sabah kalbimizin önüne

Yel eser kül savurur
Geceden artanı
Her şafakla kendini yedi kat göğe vurur
İner yedi kat yere
Irmakların türküsü olur
Gelir geçer içimizden

Gelir geçer bir şehrayin şehrin kalbinden
Benim başımda kasketim
Boynumda mendilim
Cebimde tabakam tütünüm tesbihim
Cebimde kuşlara öğrettiğim türkülerim
İnce fitil gömleğim ve amansız cesaretim
Şehrin kaldırımlarına dokunur

Dokunur türküler gibi
Delilo olur
Lorke olur
Ah bu aşk ah bu şehir
Yangınlar içinde halaya durur
Halaya durur çocukları sokakların
Sokakların çocukları
Bilmem kaç yüzyıldır öylece durur
Ama aç ama tok
Ama durur öylece
Ve durur öylece diyarbakır
Bu şehir her gece
Sınanır iyice
Her yıldızıyla gökyüzünde
İçime dokunur
Dokunur içime hasreti yalnızlığının

Sana dokunmak diyarbakır
Bir vurguna dokunmak gibidir
Kor gibidir kızgın alevler içinde
Bu şehri tutmak gibidir başım üstüne
Güneşi sevmek gibidir göremesen de
Ve sevmek gibidir her yanını
Ama ateşini ama kavgasını ama böğrümde yarasını

Aslan gibi durduğun diyarbakır gibi
Alnında derin çizgiler ellerinde nasır
Surların içinden geçen şehrin sarkışı
Ah ulan diyarbakır
Seni sevmek adamda yara bırakır

Ve bir yanını ateşler içinde
Ve bir yanını yıkılmış delikanlı hüznüyle
Ve bir de hışımla
Ve onulmaz acılarla bırakır, diyarbakır
Her sabah kalbimizin önüne
Gelip geçişin
İnce duruşun
Türkün
Ve delikanlı yanın
Başım üstüne
İbrahim SADRİ

İbrahim Sadri-Siyah Gözlerinde Beni de Götür (sesli şiirler-siir sözleri)


SİYAH GÖZLERİNE BENİ DE GÖTÜR



Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası, biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni götür
Artık bu yerlere sığamıyorum

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
Sarardı tiryaki menekşeleri
Sonbaharın tozlu kafeslerinde
Sevgi turnaları yakalıyorum
Turnalar gidiyor ben kalıyorum
Avareyim, asudeyim, yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum

Erzurum garında banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanlıklar
Yitik düşlerimi kovalıyorum
Gölgeler gidiyor ben kalıyorum
Bin bir türlü kokuyorsa yaylalar
Siyah gözlerine beni de götür

Baharın koynundan koparıp
Sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle
Şehsade gülleri gönderiyorum
Umutlar kalıyor ben gidiyorum
Bütün yelkenlileri deniz fenerlerini
Kaptanları sorgulayan
Yanından geçen küheylanların
Korku tufanına yakalandığı
Siyah gözlerine beni de götür

Güneş ülkesinden gelen yiğitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellat ayrılığın boynunu vursun
Usul usul intizarı çürüten
Bu hercai diken bu çılgın arzu
Sürüklüyor imkansız muştuların eşiğine
Gönül vadilerini

Bir ağaçtan düşün yapraklar gibi düşüyorum tan yerine
Ya topla yaralı kırlangıçları
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götür
Nurullah GENÇ

İbrahim Sadri- Dunya (sesli şiirler-siir sözleri)



DÜNYA



Burada hiç kimse durucu değil
Hepimiz dünyadan göçmeye geldik
Kör olan bu işi görücü değil
İyiyi kötüden seçmeye geldik

Pazarcılar gibi alış verişle
Öbür alem için bir sürü işle
Az bir sıkıntı biraz bekleyişle
Bu çetin köprüyü geçmeye geldik

Gelmedik buraya biz dava için
Encamı karanlık bir kavga için
Dünyalara ait bir sevda için
Bizler ab-ı hayat içmeye geldik

Keyf ashabı gibi mağralarda
O en kutlu ile mübarek rarda
Ölüp gömülmeden henüz mezarda
Bitmeyen çileyi çekmeye geldik

Nicelere düştüler dünya ağına
Vuruldular bahçesine bağına
Anlarlar varınca son durağına
Bizler bu bahçeyi ekmeye geldik
Fethullah GÜLEN

İbrahim Sadri-Eylul Yagmuru (sesli şiirler-siir sözleri)



EYLÜL YAĞMURU

Sen doğduğunda oğlum seksenbir yazıydı
Yani olan olmuştu
Kuşlar çoktan uçmuştu göğümüzden
Mısır tarlaları ve buğdaylar
Kavrulmuştu şerha sıcaktan
Yani olan olmuştu
Duvarlarda yazılar solmuştu bir bir
Dayın içerdeydi artık
İsmail abin kahvede çay içerken vurulmuştu
Bir yaprak daha düşmüş
Bir şarkı daha susmuştu

Bulanıktı herşey
Televizyonda haberler
Radyoda yurttan sesler
Sinemalarda filimler
Gazetelerde ölüm ilanları vardı
Bostu kitaplığımızın rafları
Bütün kitapları
Ve bütün yazıları kaldırmıştı annen
Kuşkuluydu terliyordu konuşurken
Ve ağlıyordu
Bütün anneler gibi
Memleket isimli yavrularının ardından ah ederken

Sen doğduğunda oğlum
Mevsim yazdı, hava sıcaktı
Susmuştuk susulmuştu
Demir lokma gibi boğazımıza kan oturmuştu
Oysa ekmek yine pahalı
Ve aslanın ağzındaydı
Erol dayın hala tornacı yanında çıraktı
Ferdi tayftır dinliyor
Kötü kötü öksürüyordu uyurken
Kemahın kapanıyordu yolları
Kar inince gökten
Utanıyordu mahalle bakkalımız ihsan efendi
Bir kuru selamı bile vermekten
Bir kuru selamı bile vermekten

Sen daha yoktun
Bir sabah namazı vaktinde
Açtık ki radyoyu marşlar çalmakta
Adlar okunmakta
Çanakkale türküleri söylenmekte
Hani bir dedenin sarıkamış'ta
Bir dedenin sina çölünde verdiği can
Ve ansızın sokak aralarından boşanan ihanetler gibi
Canlı yayındaydı radyomuz

Sonra günler geçti
Haftalar ve aylar
Mevsim değişti
Seksenin kışı zor oldu
Bir yandan acılara alışmak
Bir yandan beklemek seni
Bir yandan verilen kararları
Kesilen cezaları okumak gazetelerde
Bir yandan annenin patik örmesi
Ayağına giyesin diye

Sen daha yoktun
Hep tanıdıklar hep bildikler
Birer birer götürüldü
Yüreğimizle beraber
Annen ve ben
Kulağımız kapıda
Bekledik ve bekledik
Ha geldiler ha gelecekler
Ha geldiler ha gelecekler

Sen doğduğunda oğlum
Seksenbir yazıydı
Yani olan olmuştu
Kuşlar çoktan uçmuştu göğümüzden
Mısır tarlaları ve buğdaylar
Kurumuştu şerha sıcaktan
Ağzımız dilimiz kurumuştu

Hayat sürüyordu
Sinemalar oynuyor
Gazeteler çıkıyor
Televizyonda komikler güldürüyordu
Bıçak değmez kurşun kar etmez acılarla
Dolup boşalıyordu cezaevi kapıları

Alışılıyordu oğlum
İhsan efendide artık maltepe sigarası bulunuyordu
Tüpgaz için sıra beklemek gerekmiyordu
Sonra sen vardın artık, gülüyordun

Sen doğduğunda oğlum seksenbir yazıydı
Adını ismail koyduysak
Elbet bir hatırası vardı
Elbet bir hatırası vardı
Elbet bir hatırası vardı
Elbet bir hatırası vardı

İbrahim SADRİ

İbrahim Sadri- Şişelere mandal (sesli şiirler-siir sözleri)



ŞİŞELERE MANDAL

Hattat İzzet Sokak doğduğum sokaktı
Fatih Camii'nin hemen arka tarafında
Bir tarafında üç dört katlı apartmanlar
Karşı yakasında arsalar
Ve arsalar kondurulmuş
At arabacılığı yapan
Roman ailelerin oturduğu barakalar

Gazozuna maç yapmayı
Mahalle kavgalarında baş yarmayı
Kandil akşamlarında komşu teyzelerin
Kapısını tıklatıp üç beş kuruş koparmayı
Sokağın seyyar dondurmacısına vicdan yaparak
Yirmibeş kuruşa otuzbeş kuruşluk dondurma almayı
Ben orda öğrendim

Şişelere mandalcıların kapınızın öndünden
Gelip geçtiği günlerdi
Siz boş şişe verirdiniz o da size mandal verirdi
Başta bizimki olmak üzere
Bir sürü ev bir mandal cennetiydi
O kadar ki rahmetli annem
Bir fanileyi kuruması için astığında
Beş altı mandal birden takardı

Bir sürü şey az ama mandal çoktu
Evler mandal
Şişelere mandalcıların evleri de
Her halde boş şişelerle doluydu

Sonra eskiciler geçerdi
Sabahın kör seherinde
Uzun uzun eskici diye bağırarak
Siz ona eskimiş esvaplarınızı ayakkabılarınızı verirdiniz
O da size beyaz porselen tabaklar verirdi
İşin içinde yine para yoktu

Fatih biraz ilerisinde Haydar'da
Benim hatırladığın dört tane yazlık sinema vardı
Sabata, Maskeli suvari, Ringo filmlerini hep o sinemalarda seyrettiğim
Hacı Murat, Battalgazi ve Tarkan serilerini de
Sadri Alışığı da ilk kez orda tanıdım
Adını yıllar sonra koyacağım
Kalenderliği, adamlığı, arkadaşlığı anlatıp duruyordu
Haydarın kirli beyaz perdeli yazlık sinemasında
Öyle inandırıcıydı ki

Çünkü Sadri Alışığı seyrettiğiniz yazlık bahçe sinemasının
Tahta sandalyelerinden birinde
Mutlaka onun gibi biri ya da birileri vardı
O filmler bizim hayatımızın tam karşılığıydı
Her şey biraz gerçek gibiydi
Her şey biraz masal gibiydi

Benim hiç bisikletim olmadı
O yüzden bisiklete binmesini hala bilmem
Sonraları da bilerek öğrenmedim
O bisikletsiz günlerim
O bisikleti olan çocuklara duyduğum özlemin tadını
Hiçbir zaman kaybetmeyeyim unutmayayım diye

Bayram arife gecelerinde
Yeni kunduralara sarılıp gözlerimi kırpmadan
Bana dünyanın en heyecanlı lezzetini yaşatan
Rabbime hamd ederim
Arada bir aldığım ya da aldırabildiğim
Bir şişe gazozu her bir ufak yudumun ardından
Korku dolu gözlerle nasıl ölçüp biçtiğimi
Ve daha çok varmış tesbitiyle
Bana mutlulukların en büyülerinde birini yaşatan
Rabbime bir kaz daha hamd ederim.

İyi ki Hattat İzzet sokak vardı
Ve iyiki ben orda doğdum
İbrahim SADRİ

İbrahim Sadri- Ihlamurlar çiçek açtıgı zaman (sesli şiirler-siir sözleri)



Ihlamurlar çiçek açtıgı zaman
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ay şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde yürümeden
Bebekler hayta, hayta yürümeden
Geleceğim diyorum geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Beklesen de olur beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana
Geleceğim diyorum takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüdü ankaydın elim tüylerine değdi
Sevda duvarını aştım sendeki bu tılsım neydi
Başka bir gezegenden de olsa dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem ne olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Eski dikişler sökülürde kanama başlarda yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde kesin takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bak işte notalar karıştı ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır yağmursa arsız
Hey benim alfabemdeki kadim elif
Ne güzellik ne da tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sadığım, sadığım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerler geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Bahattin KARAKOÇ

İbrahim Sadri-Nerdesin (sesli şiirler-siir sözleri)



Göğe baktım gözü yaşlı,
Yere baktım yer yaslı
Sular bu gün kan tadında,
Eski yeni büyük küçük
Kara, kızıl tüm dertlerim burdalar
Sen nerdesin

Sen ve kuşlar
Gözyaşının gözyaşına benzediği kadar benziyorsunuz
Vurulan bir ceylanın
Yavrusuna söylediği şarkıyı söylüyor onlar
Bu sabah yine kondular tel örgüye
Beni acımla baş başa bırakmadılar
Sen nerdesin

Hava soğuk dışarıda kar yağıyor
Her zaman ellerim üşürdü bu gün içim üşüyor
Hasretin geldi, hayalın geldi
Bak kokunda geliyor
Bu gün Yakup oldum bre hey
Hey acıların kadını
Sen nerdesin
Mustafa İSLAMOĞLU

19 Kasım 2007 Pazartesi

İbrahim Sadri-Ben sana mecburum(sesli şiir-şiir sözleri)

<

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski istanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki haziran'da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin

Atillah İLHAN

18 Kasım 2007 Pazar

İbrahim Sadri-Sadri abi (sesli şiir-siir sözleri)



Ah ulan ah sabri abi
Yüreği elinde çocuk
Diz boyu karda açan ah çiçeği
Aşkın kendisi yani
Hürriyetin geleceği
Sert sakallarında vurgun izi
Ah ulan ah sabri abi
Yorgun akşamların kederli sofralarında
Önce duran sonra vurulan dostluğumuz gibi
Temiz pak

Sen beni bir volkanın kapısında bıraktın
Hani sen benim elimden tutacaktın
Can olacaktın
Sen beni severdin
Sen yüreğinde vurgun gögsünde darp izi
Sen hani güler geçerdin
Ah ulan ah sabri abi
Gittin
Geride kan geride tortu
Geride bir hain karanlık
Ki dizboyu
Geride eski şarkılar kaldı sadece masalara çizdiğimiz
Geride takvim yazıları mapus mektupları
Solgun fotoğraflar ve saksıda kurumuş cezayir menekşeleri
Geride bir ömür kaldı yarım bıraktığın

Hani güzel günler gelecekteydi sabri abi
Hani beyaz arabamız bir impalamız olacaktı
Hani cebimizde paramız
Hani dudağımızda ıslığımız
Hani sahilde çay içecektik adam gibi
Pahalı birer gömlek giyecektik
Jilet gibi ütüleyecektik lacilerimizi
Kahpe dünyanın ta ciğerine üfleyecektik cigaralarımızı

Ah ulan ah sabri abi
Sensiz erken kapanacak bol kepçe kısmet lokantası
Bir daha Yılmaz Güney oynamayacak yazlık sinemada
Bir daha leblebi kavurmayacak Nuri amca
Kabataş kaldırımlarında
Bir daha birlikte çıkmayacağız sabaha
Bir daha, bir daha olmayacak
Sahilde kısmetim teknesi bizim için yanmayacak
Tophane limanına rus gemisi odesa gelmeyecek
Bizi sevmeyecek yüreğimizdeki umut
Bizi sevmeyecek karabaş köpeğimiz
Bizim için şikayetsir bir nar gibi yağmayacak cihangir

Ah ulan ah sabri abi
Yüreği elinde çocuk
Diz boyu karda açan ah çiçeği
Aşkın kendisi yani
Hürriyetin geleceği
Sert sakallarında vurgun izi
Ah ulan ah sabri abi
Yorgun akşamların kederli sofralarında
Önce duran sonra vurulan dostluğumuz gibi
Temiz pak


İBRAHİM SADRİ

İbrahim Sadri-KUŞ HATIRALARI (sesli şiir-şiir sözleri)



Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
Rüyalarımıza melekler uğrardı.
Kapımızdan yoğurtçu
Bahçemizden ishak kuşu
Kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.
Kışın bir sobamız olurdu
Sabanın yanında kedimiz
Kedinin önünde yün yumağı
Bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik
Yerli malı kullanan
Yurdunun üç tarafın denizlerle çevrili
Kuru üzüm, incir, fındık
Tütün, çay, narenciye, kavun karpuz yetiştiren
Kuru üzümle inciri satan
Karşılığında
Çamaşır makinesi, radyo ve otomobil alan
Bir Toprağın fertleri
Biraz yoksul, biraz mütevekkil
Biraz mahcup, biraz kırılgan
Biraz naif, ama hep umutlu
Özlerdik
Memleketteki halamızı
İnce doğranmış Bir dilim pastırmayı
Yurttan sesler korosunu
Akşam komşuluklarını
Radyo tiyatrolarını
Sabah ezanını
Kalaycıyı, bozacıyı
Münir Nurettin şarkılarını
Orhan Boran yarışmalarını
Kandil gecelerini
Duvarlarımızın sarmaşıklarını
Bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
Okulönü koz helvalarını
Akşam oturmalarını
Ve hayatı
Ben
Çorbalardan tarhanayı
Yemeklerden kuru fasulyeyi
Sigaralardan Harmanı
Belki bunun için çok sevdim
Yollar bozuk, musluklar bozuk
Ziller bozuk, paralar bozuk
Ama adamlar sağlam idi.
Top oynardık
İp atlar, kedi kovalar
Taşlarla bir birimizin başını yarar
Mahalle savaşları çıkarır
Gece olunca da tutar babalarımızın elinden
Yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık, Vahi Öz
Belgin Doruk, Cüneyt Arkın seyreder
Olimpus gazozları içer
Güler, eğlenir, bağırır, çağırır
Dönerken yıldızları sayardık
Sıkı çocuklardık.
Hepimizin birer yıldızı vardı
Onlara isim takardık
Onlarda bize isim takardı
Pus ve dumandan önce bu şehrin
Geceleri göz kırpan ve isimler takılan yıldızları vardı
Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
Biz kimseden yana değildik
Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri olmazdı
Bir değirmendeydik
Öğütülen
Öğütülürken türküler söyleyen
Buğday başaklarına benziyorduk
Bu şehrin yıldızları vardı
Saçlarına kurdelalar takan
Çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
Leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
Gözleri önlerinde
Yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
Küçük çocukları vardı bu şehrin
Bu şehrin yıldızları vardı.
Ben Fenerbahçe'yi amcam Vefa'yı tutardı
Konya tahıl ambarı, Mersin muz cennetiydi
Taksimden Fatihe troleybüs kalkar
Şişhanede mutlak raydan çıkardı
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı
Muammer Karacanın adına bir tiyatro binası yoktu
Bizzat kendisi vardı.
Başımız ağrırdı komşumuz vardı
Gönlümüz daralırdı komşumuz vardı.
Çorbamızı, umutlarımızı
Memleket kadar kalbimizi paylaştığımız komşularımız vardı
Geceleri bekçimiz
Gündüzleri sütçümüz
Bizim kadar zayıf da olsa
Nohuda ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
Ceplerimizde kırık misketlerimiz
Çamur bulaşığı ellerimiz
Ve gülümseyen bir yüzümüz.
Göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
Bir araya gelerek çektirebileceğimiz
Bir aile fotoğrafımız vardı
Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvansaray iskelesinden
Hayal ülkesine doğru demir alan
Bir şirket-i Hayriye vapuru gibi
Aramızdan ayrıldığını gördük.
Sonra Ayvansaray'ın sularının çekildiğini yazdı gazeteler
Süheyla Hanımım, Raci Beyin
Melahat Mehpeş Ablanın
Nikonun
Ercüment Efendinin çekildiğini ise
Yazmadılar nedense
Ama yok ama yoklar
Ne harman sigara kaldı geriye
Ne olimpus gazozu
Ne de Sadri Alışık
Kalan, kalan bir tortuydu belki
Belki kırık bir rüya denizi
Belki suya düşürdüğümüz suretimizin
Cep aynamıza nüktedan bir yansımasıydı her şey
Her şey Maltepe sigarasının
Her arandığında
Her bakkalda bulunabilmesi ile
Büyüsünü kaybetmişti belki de
Belki de biz bir rüya mı görmüştük
Hadi hepsi yalandı
Hadi hepsi hayaldi
Hadi hepsini ben uydurmuştum.
Ama rüyalarımızın melekleri
Ve sofralarımızın daim konukları kuşlar
Ya onlar
Onları siz de görmediniz mi
Sizin de sofralarınıza konup
Rüyalarınıza uğramadılar mı
Onlar da mı yalandı.


İbrahim SADRİ

İbrahim Sadri-ALDIRMA REİS (sesli şiir-siir sözleri)





Sen içerdeyken ben, sinemalara gittim
Bütün filmlerini seyrettim o sevdiğimiz artistin
Sen içerdeyken ben, vita kutularında çiçek yetiştirdim
Sokakta top oynadım çocuklarla, ayakkabılarımı eskittim
Güneşe karşı durdum sabahları
Geceleri bir başıma yıldızları bekledim
Annenin gönlüne su serptim, aldırma dedim
Aldırma, bir şarkı söyle bir dilek tut herkes için
Bir ada rüzgarı gibi.. sürtünerek geç hayata
Bir sarmaşık gibi tutun,ve değer ver hatıralara
Aldırma dedim..Sen annesin, aldırma

Sen içerdeyken ben, kiramı ödedim, pijamalarımı giydim
Haber bültenlerini izledim, gazetelerden kupon kestim
Sen içerdeyken ben, sigara içtim, öksürdüm, otobüse bindim
Fotoğraflarımıza baktım, acıyan yanlarımı körelttim
Deniz kıyısında yürüdüm, manavdan soğan aldım
Yeni çıkan şarkıları dinledim
Kafeste beslediğimiz kuşu saldım, ıslık çaldım
Sen içerdeyken ben, hep uyandım, sayıkladım, kanadım boyuna
Takvimler aldım
Her gün bir yaprağını kopardım deli ayrılığın
Sen içerdeyken ben, gömleğimi ütüledim, sobada elimi yaktım
Bir şiir yazdım, bir hercai menekşe aldım çiçekçiden
Hani o alnına kader değmiş
Hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş
Hani o erken vurulmuş ,gençliğimiz gibi dağıldım
Sen içerdeyken ben
Bir adını söyleyemedim şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim görüş günlerinde
Bir eline değemedim, bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım bir de ölümüne..

Sen içerdeyken ben, kapı kapattım
Pencere açtım, mutfakta oyalandım
Kanepede yattım, hatta bir yolluk aldım odaya
Çok da kulak asmadım, çok da koymadı bu bana
Alt tarafı içerdeydin
Alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün ansızın
Bir yanımı
Yani adamlığımı, yani gözlerimin ferini, yani canımı..
Alt tarafı şarkılar ölecekti, alt tarafı kanayacaktı kalbim
İşte sensiz, işte nefessiz, işte kimsesiz
Bir sesti alt tarafı her tarafım
Yıldızlar yine oradaydı oysa ve yazdıklarım
Gözden kaçan o defter yapraklarında..
Boş ver yüzyirmesekiz
Hayat bir gemi yürüt onu göreyim seni
Boş ver yüzyirmisekiz ha
Boş veriyor ya
Aldırma reis..!!
Reis aldırmıyor ya

Bir adını söyleyemedim,söyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim,görüş günlerinde
Bir de eline değemedim, bir de yüreğine
Söyle kucaklayamadım bir de ölümüne..

Sen içerdeyken ben, vitrinlerin önünden geçtim
Minibüs duraklarında bekledim ,simitçilerle yarenlik ettim
Üstüme bir ceket aldım, yer tezgahlarında kitaplara baktım

Sen içerdeyken ben.. Hiç oturup ağlamadım
Hiç karartmadım umudu,hiç bulandırmadım onuru
Öyle dimdik durdum ortada, işte burada ulan, işte burada..
Böyle burada,hiç yıkılmadan, hiç utanmadan ve hiç unutmadan

Sen içerdeyken ben, gülen resmimi yaptırdım sokaktaki ressama..
Her zaman yaptığım gibi buzdolabını ayağımla kapadım
Parkların banklarına adını kazıdım, adını kazıdım duvarlara..
Adını, adımın yanına yazdım..
Hiç unutmadım, utanmadım, korkmadım..
Parmaklarımı şıklattım Fidayda'da
Hani vardı ya
Fidayda'da hanım kızım Fidayda..
Gelip geçen her tren bağırtısında kalkıp aynaya baktım sonra..

Sen içerdeyken ben, perdeleri hiç kapatmadım
Hiç bakmadım arkama..
Başını ellerinin arasına alan üç beşinin arasında olmadım
Öyle bıraktığın gibi, öyle yaşadığımız gibi yaşadım
Sen içerdeyken ben

Bir adını söyleyemedim şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim görüş günlerinde
Bir de eline değemedim, bir de yüreğine
Söyle kucaklayamadım bir de ölümüne..


İbrahim SADRİ

İbarahim Sadri-Yalan (sesli şiir-şiir sözleri)




Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor, sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kır çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan kanayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi
Ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşak sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylan kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Her şey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım fotoğraflarımı yaktım
Nasılda acımasızdım hatıralırıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıkta ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır, diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç diğil
Birşey için hiçbirşey
Birşey vardı öyleyse birşey
Beni çeken
Gecenin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya
Kapıma dayanan bir şey

Tutsana beni, barıkmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısa da
Yalan da olsa, kalsana

Dağköylüsü
Aşkın olduğu yerde ben varım
Sen olmasan da ben varım
Yağmuryağar saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapıdan
Camların buğusundan ve kokusundan
Tanırlar beni
Bilirler
En iyi yalanlarını alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olmaz ben sordukça

Dağköylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi.

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylan kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor, sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kır çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan kanayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşak sıcak bir yalan

Tutsana beni, barıkmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısa da
Yalan da olsa, kalsana

İBRAHİM SADRİ

İbrahim Sadri-Gel Gör Beni (sesli şiir-şiir sözleri)



Gönlüm düştü bu sevdaya
Gel gör beni aşk neyledi
Başımı verdim kavgaya
Gel gör beni aşk neyledi

Ben ağlarım yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Aşkın beni mest eyledi
Aldı gönlüm hasta eyledi
Öldürmeye kast eyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Gah eserim yeller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Gah çoşarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi
Akan sulayım çağlarım
Dertli yüreğim dağlarım
Yarim anuben ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Benzim sarı gözlerim yaş
Bağrım pare cigerim taş
Halden bilen dertli gardaş
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim ol kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağladım güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yunusu biçareyim
Baştan ayağı yareyim
Aşk elinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi

İbrahim Sadri-İstanbula Kar yagıyor (sesli şiir-şiir sözleri)



Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbula kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha
Yalan yok polisler de üşüyordu

Onaltı yaşındaydım
Herşeyi bükecek bileğim vardı
Onaltı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
Onaltı yaşımdaydım
Ne senin haberin oldu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harferden
Onaltı yaşındaydım
Yalan yok
İstanbul'a kar yağıyordu

İbrahim Sadri-Adam Gibi(Ben Seni Hiç Sevmedimki) (Sesli şiir ve sözlü)



Ben seni hiç sevmedim ki
Yorgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni bir güle benzemeni sevdim
Bir de yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip gözlerinde durdular
Ben seni hiç sevmedim ki

Beni yola koduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığım da
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni her hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin rüzgar gibi sevdim seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki

Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisana hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığına
Düştüğüm zaman kanayan yanlarımı
Ve tuhaflığımı yürüdüğüm zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim
Yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki

Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın
Acımasızlığında bir ahın
Ağlayan yüzende insanın
Hep ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla narın
İncirin zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne
Tutunduğum umudun üstüne
Senin üstüne
Hepsinin üstüne
Ben seni hiç sevmedim ki

Gittiğin zaman
Gitmeni sevdim
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevmedim
Ürküyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken seni götüren trenin arkasından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman

Ben seni hiç sevmedim ki
Yorgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni bir güle benzemeni sevdim
Bir de yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip gözlerinde durdular
Ben seni hiç sevmedim ki

Beni yola koduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni her hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin rüzgarı sevdim seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki

Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisana hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğüm zaman kanayan yanlarımı
Ve tuhaflığımı üşüdüğüm zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim
Yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki

Ben sevdim mi
Adam gibi severim.

İbrahim Sadri-Sirekeciden Tren Gider (Sesli şiir-sözleri)



Sirekeciden Tren Gider
Sirkeciden tren gider
Varım yoğum törem gider
Tuna bizden utanır biz Tuna'dan
Yüzüne kapatır ellerini
Aldırma be tunam
Yiğit çıplak doğar anadan

Sirkeciden tren gider
Vagon gider derdim gider
Gurbet elde bir başıma
Varım yoğum alır gider

Sirkeciden tren gider
Ona giden verem gider
Bir kampana çalar analar ağlar
Oğul oğul çocuklar öksüz gelinler dul
Akşam olur hüzün çöker
Omuzlarım bir bir düşer
Sirkeciden tren gider
Gözyaşımı döker gider

Sirkeciden tren gider
Erzurumlu Duran
Ankaralı Burhan gider
Burda ezan var orda çan
Her sabah çınlar tepemizde
Uyan uyan

Sirkeciden tren gider
Bir yaldızlı Kur'an gider
Su serperler ya gidenlerin ardında
Dün askere Hint'e Yemen'e
Bugün ekmeğe yaban ellerine
Dönmezler ya andan

Sirkeciden tren gider
Evim barkım viran gider
Biz hep atla geçtik Tuna'dan
Böyle geçmedik avrat uşak
Biz hiç böyle geçmedik
Tuna bizden utanır biz Tuna'dan
Aldırma be Tuna'm
Yiğit çıplak doğar anadan

Sirkeciden tren gider
Vagon gider derdim gider
Gurbet elde bir başıma
Varım yoğum alır gider

Sirkeciden tren gider
Erzurumlu Duran
Ankaralı Burhan gider
Burda ezan var orda çan
Her sabah çınlar tepemizde
Uyan uyan

Sirkeciden tren gider
Bir yaldızlı Kur'an gider

İbrahim sadri-kaldırımlar (sesli şiirler ve sozleri)



KALDIRIMLAR
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum
Yolumun karanlığa saplanan noktasında
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gözler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda yalnız iki yoldan uyanık
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta,
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum.
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum
Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumda zafer takı gölgeden taş kemerler
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim,
Örtün, üstüme örtün serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi

Yılmaz Erdoğan-Yaşayabilme İhtimali (canlı performans)



Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!